• 08 Haziran 2026

Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan, Sıfır Atık Forumu 2026’da Küresel Plastik Anlaşması Sürecini Anlattı

Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan, Sıfır Atık Forumu 2026 kapsamında düzenlenen “Küresel Plastik Anlaşması: Müzakereden Uygulamaya” başlıklı panelde konuşmacı olarak yer aldı. Turan, plastik kirliliğiyle mücadelede uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çekerek Türkiye’nin Küresel Plastik Anlaşması müzakerelerine yönelik yaklaşımını ve bu kapsamda yürütülen çalışmaları katılımcılarla paylaştı.

Konuşmasında, etkili ve uygulanabilir politikaların ancak kapsayıcı süreçler sonucunda geliştirilebileceğini vurgulayan Turan, bu anlayışın hem Küresel Plastik Anlaşması müzakerelerine hem de ulusal düzeyde yürütülen çevre politikalarına yön verdiğini ifade etti.

Türkiye’nin Hükümetlerarası Müzakere Komitesi (INC) sürecinde güçlü bir koordinasyon mekanizması oluşturduğunu belirten Turan, ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarının temsil edildiği eşgüdüm yapısı sayesinde müzakere heyetlerinin farklı kurumların bilgi ve deneyimlerinden yararlanarak şekillendirildiğini söyledi. Her INC toplantısı öncesinde müzakere dokümanlarının kamu kurumları, yerel yönetimler, akademi, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve diğer paydaşlarla paylaşıldığını belirten Turan, ulusal pozisyonların geniş kapsamlı istişare süreçleri sonucunda oluşturulduğunu ifade etti.

Ulusal politika ve mevzuat çalışmalarında da aynı yaklaşımın benimsendiğini kaydeden Turan, döngüsel ekonomi stratejileri, atık yönetimi planları ve tek kullanımlık plastiklere yönelik düzenlemelerin kapsamlı araştırmalar, etki değerlendirmeleri ve paydaş görüşleri doğrultusunda hazırlandığını belirtti. Bir düzenlemenin başarısının yalnızca hazırlanmasına değil, uygulama aşamasında sahiplenilmesine de bağlı olduğunu vurgulayan Turan, kapsayıcı süreçlerin politika kalitesini artırırken güven, iş birliği ve uygulama kapasitesini de güçlendirdiğini dile getirdi.

Türkiye’nin Küresel Plastik Anlaşması müzakerelerini yalnızca gelecekteki bir hukuki metnin hazırlanması olarak değil, aynı zamanda uygulamaya hazırlık süreci olarak değerlendirdiğini ifade eden Turan, plastik kirliliğinin yaşam döngüsü boyunca ele alınması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda önleme, azaltım, yeniden kullanım, geri dönüşüm ve çevreye sızıntının önlenmesini içeren bütüncül politikalar geliştirildiğini söyledi.

Tek Kullanımlık Plastiklerin Azaltılmasına İlişkin Taslak Yönetmelik çalışmalarının sürdüğünü belirten Turan, deniz çöpleri ve mikroplastiklerle mücadeleye yönelik ulusal yol haritalarının da ilgili kurumlar, yerel yönetimler, özel sektör, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içerisinde hayata geçirildiğini ifade etti.

Konuşmasında döngüsel ekonomiye geçiş sürecine de değinen Turan, Ulusal Döngüsel Ekonomi Stratejisi ve Eylem Planı ile Ulusal Atık Yönetimi Stratejisi ve Eylem Planı’nın yayımlandığını hatırlatarak, söz konusu çalışmaların kaynak verimliliğini artırmayı, atık oluşumunu azaltmayı ve ekonomik kalkınma ile çevresel korumayı birlikte desteklemeyi amaçladığını söyledi.

Sıfır Atık hareketinin tüm bu çalışmaların ortak çatısını oluşturduğunu vurgulayan Turan, “Bugün Türkiye’de Sıfır Atık yalnızca bir atık yönetimi politikası değil; sürdürülebilir üretim ve tüketim alışkanlıklarını teşvik eden, kaynakların verimli kullanılmasını sağlayan ve döngüsel ekonomiyi destekleyen kapsamlı bir dönüşüm modelidir.” ifadelerini kullandı.

Küresel Plastik Anlaşması’nın başarısının yalnızca müzakere masasında uzlaşılan hükümlerle değil, bu hükümlerin sahada somut sonuçlar üretebilmesiyle ölçüleceğini belirten Turan, kapasite geliştirme, bilgi paylaşımı, teknolojiye erişim ve iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılmasının da en az müzakereler kadar önemli olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin yapıcı ve çözüm odaklı yaklaşımını sürdürdüğünü belirten Turan, gelecekteki anlaşmanın çevresel açıdan etkili, uygulanabilir ve kapsayıcı olması gerektiğini vurgulayarak, “Bizim için önemli olan yalnızca bir anlaşmaya ulaşmak değil, aynı zamanda plastik kirliliğiyle mücadelede gerçek ve kalıcı sonuçlar üretebilecek güçlü bir uygulama zemini oluşturmaktır.” değerlendirmesinde bulundu.